Skip to content Skip to footer

Bazen okul bahçesinde duyulan bir kahkaha, bir çocuğun içinde büyük bir yaraya dönüşebilir. Çünkü zorbalık her zaman vurmakla, itmekle olmaz; bazen bir lakapla, bir dışlamayla, bazen de bir grubun içinden sessizce çekip almakla gerçekleşir. Akran zorbalığı bugün çocukların ruhsal dünyasını en derinden etkileyen görünmez travmalardan biridir. Ve en güç olan: çoğu çocuk bunu anlatmaz  ama davranışları anlatır.

Akran zorbalığı, bir çocuğun tekrar eden şekilde dışlanması, alay edilmesi, sözlü veya duygusal olarak hedef alınmasıdır. “Şaka yaptık” diye savunulan küçültücü sözler, çocuk için sadece şaka değildir; benliğine yapılan bir saldırıdır. Arkadaş grubundan uzak tutulmak, yok sayılmak, fiziksel temasla baskılanmak ya da küçültücü jestlere maruz kalmak, bir çocuğun dünyasını karartabilir.

Aileler bu durumu davranışlarda fark eder.
Zorbalığa uğrayan çocuk:

  • Okula gitmek istemeyebilir

  • Sabahları mide ağrısı/baş ağrısı yaşayabilir

  • Eve geldiğinde içine kapanabilir

  • Yeme ve uyku düzeni değişebilir

  • “Benim arkadaşım yok” demeye başlayabilir

  • Özgüveni düşebilir

  • Akademik başarısı gerileyebilir
    Bu tepkiler çoğu kez “nazlanma”, “utanma”, “utangaçlık” ya da “karakter meselesi” olarak yorumlanır. Oysa bunlar çoğunlukla ruhun konuşmasıdır.

Bu deneyim çocuğun zihninde kalıcı izler bırakabilir.
Zorbalık mağduru çocuklarda sık rastlanan iç sesler şunlardır:
“Ben sevilmiyorum.”
“Ben yetersizim.”
“Ben değersizim.”
Bu inançlar, yetişkinlikte bile kişinin ilişkilerine ve özgüvenine yön verir.

Peki aileler ne yapmalı?

Öncelikle: dinlemeli ve güven vermelidir.
“Bu seni üzdüyse, bana anlatabilirsin.”
“Sana inanıyorum.”
“Bu senin suçun değil.”
Bu yaklaşım çocuğun yalnız olmadığını hissettirir.

İkinci olarak: duygusunu küçümsememelidir.
“Abartıyorsun.”
“Bunlar çocuk işi.”
“Biraz güçlü ol.”
Bu cümleler çocuğu susturur ve içine hapseder.

Üçüncü olarak: okulla iş birliği içinde hareket edilmelidir.
Sınıf öğretmeni ve rehberlik servisiyle görüşmek, olayın izlenmesini sağlamak, çocuğun güvenli sosyal ortamlara dahil edilmesini desteklemek önemlidir.

Son olarak: çocuğa sosyal beceri ve kendini ifade etme dili kazandırılmalıdır.
Duygularını ifade etmek, hayır diyebilmek, sınır çizebilmek, gerektiğinde yardım isteyebilmek… Bunlar zorbalığa karşı en güçlü korunma mekanizmalarıdır.

Unutmamak gerekir ki zorbalık, sadece iki çocuk arasındaki küçük bir tartışma değil; bir karakter ve vicdan meselesidir. Ailelerin duyarlı yaklaşımı, çocuklara kendilerini savunmayı değil, kendilerini değerli hissetmeyi öğretir. Ve her çocuk değerli hissederek büyüdüğünde, dünyamız biraz daha iyi bir yer olur.

Çocuk Gelişim Uzmanı & Aile Danışmanı

Reyhan TURAN KARAER